31 Ağustos 2013 Cumartesi

mavi

az
sonra
son...
bırakır mısın beni
benim penceremde
beyaz duvarlı
biraz handikaplı lı lı..
düşümde
mavi duvar
düşünde
kırmızı sardunyalar.
atlıyoruz ikimiz de...
el ele
birbirimizin yüzüne.
oldu olacak diyoruz
gitmişken
ikimizde..
dönmüyoruz
kalıyoruz
biraz boğuluyoruz
az biraz daha
yürüyoruz.
az kaldı
diyorsun.
sabret...
karaya az kaldı.
mavinin içinde
kayboluyoruz.
ruhumuzu görüyoruz
esası.
sonra
düşlerimizi yeniden
yaratıyor.
yeniden
geliyoruz.
bu sefer sen mavi
ben sardunya...

30 Ağustos 2013 Cuma

vesvese

fotoğraflara bakıyorum.
binbir insanın geçtiği taç kapılar...
kürdü,ermenisi,lazı,çerkezi
veyahut alevisi...
gülbezek
tam göz önündeki
bir o kadar da göz alıcı
 demirden osmanlı yeşili
heybetli
güçlü
kuvvetli...
dedim ya kimbilir kaç kişi hürmet etti.

sokağından kedi edası ile
isterseniz bir dalkavuk
isterseniz kör,istersen ebe
akken gök kubbe kör
kara iken ebe
belki mahzendedir
lakin tam göğüs kafesinin altından
gelir
kökleri vardır
tükürüğünü emen
belki tükürdüğünü yalayan
belki de seni
beni...
güneşin altında direnir
bilirim ki sıra odalara ulaşmak ister.
hayat ağacı
kendi içinde yarattığı
madeni
kendi içinde işler.
onu işleyeni dallarına sarar
yavaşça sarar
asmayı bilir misin
işte onun gibi
nefesini kesmeden
tutunmak için.
bilir kökünü
kökünün kime bağlı olduğunu.
her ikisi de
bilir bilir
bilir...

...alma minareyi
alma ahı
bilmem ki kurşun kadar mı
sökülen fikirlerin
uykulu sözlerin
batar mı külahı gibi
tövbelerin.
ve
son
bahar.





19 Ocak 2013 Cumartesi

İlhamına Muhtacım

Geçmişi yaşadık hunharca,
su gibi aktı yıllar.
Dünümüz 
bugünümüz
ve gelecekteki yarınımız.
Gördüğümüz beyhude yıllar.
Uzadı şimdilerde...
bir bir düştü büyük kalbinize,
beyaz aklar.
Bakarken yenilerek gözlerinize
bir bağ oluşturmuştuk 
belkide...
birbirimiz ile...
Siz!
Efendim denilecek kadar,
büyük!
Ben!
Zaafiyet geçirecek kadar,
küçük ve boynu bükük!
Ne bekliyorduk hala?
Neyi bekliyor idik?
Siz! 
Efendim;
Ulaşılamayacak kadar,
uzak,
pür ü pak insan!
Siz!
Ey kendi şahsına münhasır!
Ey zaatı muhterem!
Ey efendim!
Ne idi,
bizi bu sisli gökkubbe altında
vuslata zorlayan?
Lütfunuza ermek için,
söyleyin 
ne eyleyeyim?
ey zat-ı bat-ım
sübhaniyem!
ilhamına muhtacım.
dayanmak davranmaktan zor.